Kategori: Ebru Grubu Öğrencilerin Yaptıkları

Çukurovadaki Belediyesi Sergisi

Thumbnail image

 

 

Hobi Sanat Egitici Kurslar

 

Ayrıca, bütün bu «maddî kültür anarşisinin ve «çarpık üretim biçiminin temel bir nedeninin dışa bağımlılık oluşu; yani, “yukarıda da değindiğimiz gibi, maddî ve manevî kültür emperyalizminin dayatması altında bulunuşumuz, hiç kuşkusuz, toplumumuzda kitle kültürüne bağlaşık bir başka olgunun, «montaj kültürü» ya da «aranjman kültür» diyebileceğimiz bir başka olgunun ortaya çıkmasına yol açmıştır.

 

Uyumlu, bütünsel ve sürekli bir yeniden üretim koşullarının yaratılamaması, sonunda, (tıpkı ulusal sanayinin ya da «sanayileşme» etkinliklerinin yozlaştırılması örneğinde de görüldüğü gibi), üretimin yozlaşmasına ve ortada doğan boşluğun yabancı kitle kültürüyle doldurulmasına neden olmuştur.

 

Onun için, «montaj» ya da «aranjman» kültür, toplumumuzun bu tür bir yozlaşmış üretim biçimine bağlı olarak, kitle kültürümüzün kendine özgü bir özelliği biçiminde ortaya çıkmıştır.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

okumaya devam et

Çukurovadaki Çok Başarılı Öğrenci Sergilerimiz

Thumbnail image

 

 

 

Anadolu Güzel Sanatlardaki Tüm Kurslar

 

Bu arada, yine son yüzyılda, sınaî-teknik üretimdeki gelişmeler sonucu, kültür endüstrisi, kitle iletişim araçlarına egemenliği de getirmiş; kamu aracılığıyla kültürel iletişim zengin bir kazanç kaynağı olmuştur. Kendinden de anlaşılacağı gibi, gerek kültür endüstrisi, gerekse ona bağlı kitle iletişim araçlarına egemenlik, hiç kuşkusuz, kitle kültürünün uluslararası ölçekte yaygınlaşması demek olmuştur.

Nitekim ülkemizde de, son yıllarda, kendi çapında bir kültür endüstrisi doğmuştur. Gerek kültür ürünlerinin artık ülkemizde de kârlı bir duruma gelmiş olmasından ötürü kapitalizmin daha önce boş bıraktığı bu alana el atması, gerekse ülkemize özgü biçimde, «çok çabuk ve kolay kâr» mekanizmasının devreye girmesi, kültür endüstrisini hızlandırmıştır.

 

Yine çarpık kapitalizmin belirgin bir sonucu olarak, «eğlence endüstrisi» ülke çapında boy atarken, «sanat ticareti» de büyük boyutlara ulaşmış; bu arada, kitle iletişim araçlarına sermayenin gitgide egemen olması sonunda, kitle kültürü geniş bir yaygınlık alanı kazanmıştır. Hiç kuşkusuz, burada, ülkemizdeki kitle üretim araçlarına egemenliğin, yine dışa, yani uluslararası kitle iletişim araçları tekellerine bağlı olduğunu unutmamak gerekir; çünkü ülkemizde kitle kültürünün yaygınlaşması büyük ölçüde bu yolla olmaktadır.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

okumaya devam et

Ebru Örnekleri

Çukurovadaki Çok Başarılı Sanat Eserleri Koruma Derneği Resim Sergisi

Thumbnail image

 

 

 

Hobi Sanat Gruplarimiz

Sayın And, bu büyük vakıflara bakarak, bir de «devletin bile altından kalkamayacağı» sanatsal-kültürel etkinliklerin bizde de vakıflar ve büyük kuruluşlarca yapılması gerektiğini öneriyor. Doğrusu şaşılacak şey! (Tabii, İş Bankası dışında) Birçok bankanın aslında «zarar» ettiği günümüzde, büyük kuruluşların «yüksek faiz» altında ezildikleri ülkemizde, yani, kendilerini kurtarmanın yolunu araştırdıkları bir dönemde, nasıl olur da bu kuruluşlar tüm bir Türkiye’nin sanatsal-kültürel etkinliklerinin altından kalkabilirler?

 

ABD’deki «sanat ticaretinin boyutları ile Türkiye’deki birbiriyle kıyaslanabilir mi? «Sanat cenneti» olarak gördüğümüz Paris’i bile «kurutan», özellikle Avrupa’nın plastik sanat ticaretini «iflas» ettiren ABD kapitalizminin bir de bu «uluslararası» niteliğinin getirdiği sorunlar akla gelmiyor mu hiç? (Sayın And’ın herhalde çok iyi bildiği biçimde) ABD vakıflarının bu «hayırsever» işlere sırf «vergi bağışıklığı» için bulaştıkları, ayrıca bunun ticaretini yaptıkları hiç düşünülmüyor mu?

 

Sanatın korkunç bir «kâr mekanizmasına nasıl dönüştüğüne bir alıntıyla örnek vereyim: «Amerika Birleşik Devletleri ve öbür Batılı ülkelerde büyük şirketler haftanın 6 günü sürekli sanat eseri satışı yaparlar. 1979’da Uluslararası Sanat Müzayede ticaretinin Londra’daki iki devi olan Sotheby ve Christie’nin toplam kârı 702 milyon doları (100 milyar lirayı – A.Ç.) bulmuştu.» (25)

 

Gerçi ülkemizde bu yolda ilerlemeden memnun Sayın And, (yazımızın başında da değindiğimiz gibi) plastik sanatlar alanının artık özel kesime geçmiş olmasından ötürü, öbür sanat alanlarına yönelinmesi gerektiğini öneriyor (yalnız şunu hemen belirtelim ki, bir sanatsever olduğuna inandığımız Sayın And bugün Türk resminin ustalarından bir resmi görmeye kalksa mutlaka banka banka dolaşmak zorunda kalacaktır. Kendisi bu imkânı belki İs Bankası deposunda bulabilir, ama ya başkaları?)

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

okumaya devam et

Ebru Kursunda Çalışanlar Çukurovada

Çukurovadaki 2008 ÖSS’yi Kazananların Sergilemeleri

Thumbnail image

 

 

 

Adana da Çocuklar İçin Eğitici Kurslar

 

Hiç kuşkusuz, Batı’da sanatsal kültürel yaşamın özündeki vahimliğin ABD’de billurlaştığını görmekteyiz: «Amerika Birleşik Devletleri’nde sanatın ve sanatçının durumuna yön veren

Başlıca gerilim, bireyci dünya görüşü ile kitle kültürünün istekleri arasında yer alıyor. Bir yandan sanatçının yaratıcılığına hemen hiçbir yasal sınır çekmeyen bir özgürlük ortamı, öte yandan belirli özleri belirli formüllere dökmeye zorlayan bir pazar. Pazarın sert koşulları sanatçıları tek.

 

Boyutlu bir standartlaşmaya iterken, ülkenin zenginliği ve bireyci ideolojisi her çeşit akıma ve yaklaşıma bir ölçüde var olma hakkı veriyor… Ama her şeyden önce kitle sanatı var.» Bir görüşe göre, «geleceğin sanayi-ötesi toplumunda eleştirel boyutundan sıyrılamamış, tüketim için paketlenmemiş sanata yer kalmayacak.»

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

okumaya devam et

Çukurovadaki Çok Başarılı Ebru Sergisinde Fotoğraflar

Thumbnail image

 

 

Hobi Kurslari

Bütün bunlar, aslında kültüre! Çelişkinin üstünü örtmek için burjuva ideolojisinin kendisini tüm topluma dayatmak, bölünmesiz tek bir dünya görüşünü yaratmak istemesinin sonuçlarıdır.

 

Amaç, burjuva kültürüne karşıtlık oluşturan demokratik toplumcu kültür öğelerinin ortadan silinerek, kitle kültürü ile seçkinler kültürü biçiminde kutuplaşan burjuva toplum kültürünün egemenliğini sağlamak; bölünmesiz bir burjuva dünya görüşü ve kültürü yaratmaktır.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

okumaya devam et